Ana Sayfa

Sıkça Sorulan Sorular


Kimler kan bağışlayabilir?

18-65 yaş arasında, ağırlığı 50 kg üzerinde, önemli bir sağlık sorunu olmayan, kan merkezine kan vermek için geldiğinde yapılan muayenede sağlığı uygun olduğu tespit edilen ve hemoglobin ölçümü normal olan herkes en sık 3 ay aralıklarla kan bağışında bulunabilir. Kan bağışlamak tamamen gönüllülük esasına dayanır, hiç kimse bir diğerini kan bağışı için zorlayamaz! Ancak Ülkemizde genel olarak kan bağışlama alışkanlığının yerleşmemiş olması kan ve kan ürünleri açısından bir kaynak darlığı oluşturmaktadır.

Kan bağışı ne kadar sürer?

Kayıt, muayene, kan verme ve ikram işlemlerinin tamamı yaklaşık olarak 30-40 dakika sürmektedir. Bir hayat kurtarılması için bu süreyi gözden çıkarmaya değmez mi? Rutin hayatta bu süreyi nelere harcadığımızı düşünürsek gözümüzde daha kısa gözükeceğine şüphe yok!

Kimliğimi bildirmem zorunlu mu?

Bağışçılar her kan bağışı işlemi öncesinde isim-soy isim, doğum tarihi (gün/ay/yıl), TC kimlik numarasını içeren nüfus cüzdanı ve kalıcı adres bilgilerini vererek kendilerini tanıtmalıdır. Aksi takdirde bağış için kabul edilmezler.

Kan bağışından önce cinsel hayatımla ilgili çok özel bilgilerin de sorulduğu uzun bir form doldurmam gerekiyor. Böylesine kişisel bilgilerin istendiği bir formun doldurulması zorunlu mudur?

Kişilerin cinsel hayatlarını yargılamak gibi bir amaç kesinlikle söz konusu olmadığı gibi, cinsel hayatın yargılanması tıp etiğine aykırıdır. Kan bağışçısı sorgulama formu; içeriği Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmekte olup, her kan bağışı işlemi öncesinde bağışçı tarafından doldurulması gerekmektedir. Bu form yasal bir zorunluluk olup, kayıtlarınız 5624 sayılı Kan ve Kan Ürünleri Yasası ve ilgili yönetmelik gereğince gizli tutulmaktadır. Hem sağlığınızın hem de bağışladığınız kanı alacak olan hastanın sağlığı açısından formu okuyarak doldurmanız gerekmektedir. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta şudur; bu formun eksiksiz ve doğru olarak doldurulması hayati önem taşımaktadır. Bu sorulara vereceğiniz samimi cevaplar yapılacak tüm tarama testlerinden daha değerlidir. Çünkü ne yazık ki; günümüzde %100 tanı kesinliği olan tarama testi yoktur. Lütfen (herhangi bir şüpheniz dolayısıyla) test sonuçlarınızı öğrenmek için kan bağışlamayınız!

Kan bağışlamak için başvurum değerlendirme sonucunda neden reddedilebilir?

Muayene sonucunda doktorumuz; bağışlanacak kanın size veya kanı alacak hastaya zarar verebileceği kararına varmış ise sebebini size açıklayarak kan bağışınızı bir süre erteleyebilir. Bazı durumlar (taşıyıcı hastalık v.b.) ise yaşamınız boyunca kan bağışına engel teşkil edebilir.

Çok canım yanar mı?

Kullanılan iğnenin kalınlığı uluslararası standartlarda bu işlem için uygulanan kalınlıktadır. Hayat kurtarmak için alınan kanın içindeki hücrelere zarar verilmemesi açısından iğnenin kalın olması gerekmektedir. İğnenin kalın olması kan alımı sırasında iğne içinden geçen kan hücrelerinin parçalanmasını engeller, oluşabilecek hasarı azaltır. Acının az hissedilmesi için iğne ucu özel bir işlemle lazerle kesilmiş, silikon ile kaplanmıştır. Kan bankası personelleri kan alımı konusunda özel eğitim almışlardır. Hissettiğiniz acı çok az olacaktır.

Korkuyorum. Kan bağışlayabilir miyim?

Eğer korkunuz sizi bayıltacak kadar çok ise kan vermeniz uygun değildir. Ama unutmayın ki; bir yaşam kurtarma düşüncesi, bütün korkularınızı yener.

Kan bağışlamanın yaş aralığı nedir?

Bağışçı 19 yaşından gün almış olmalıdır.

Kansız kalır mıyım?

Bağışlanan kan 450 ml (bir kutu kola, 330 ml'dir.) kadardır. Vücudumuzda ortalama 5000-6000 ml kan mevcut olup, bu miktar vücut ağırlığının %8 'ini oluşturur. Alınan kan vücudumuzdaki kanın yaklaşık 1/13'ü kadarı olup, size zarar vermez. Ayrıca kan bağışı öncesinde kan sayımınız yapılır, doktor tarafından değerlendirilirsiniz. Kan bağışından önce yapılan muayenede, kan düzeyi düşük (anemi) olduğu saptanan insanlardan kan bağışı alınamaz. Kan seviyesi normal olan sağlıklı bireyler kan bağışında bulunduklarında eksilen kan hücreleri, kemik iliğinin çalışmasıyla hızla yenilenir. Genç kan hücrelerinin dolaşımı başlar. Zaten vücut, bu hücrelerin yapım ve yıkım faaliyetlerini sürekli olarak gerçekleştirmektedir. Alınan kan miktarı ise sağlığı olumsuz etkileyecek düzeyde olmadığı için kansız kalmak gibi bir durum söz konusu değildir.

Kilo alır mıyım? Kilo verir miyim?

Kan bağışının tıbbi olarak kanıtlanmış kilo aldırıcı veya verdirici özelliği yoktur. Genellikle kan bağışı sonrasında yeni kan hücrelerinin üretilmesi sonucu iştah açtığı söylenir. Ancak bu durum psikolojiktir. Bağışlanan kanın yerine konulması düşüncesiyle çok gıda alınmakta ve bu durum kilo alınmasına sebep olmaktadır.

Kilom kan bağışına engel midir?

Kan bağışlayabilmeniz için ağırlığınızın en az 50 kg olması gerekir.

Kan bağışladıktan sonra kolum morarır mı?

Bu durum istemediğimiz halde nadiren görülmektedir. Kan bağışladıktan sonra; başparmağınızla dirseğinizden destek alarak, diğer dört parmağınızla iğne yerine yaklaşık 10 dakika baskı yapmanız gerekir. Kan bağışladığınız kolunuzla ağır bir şey taşımamanız, iğne yerini ovmamanız gerekir. Bunlara dikkat etmezseniz; iğne yerinde kanamanın durdurulması için oluşan tıkaç bozulabilir ve doku içerisine kanama olabilir. Bu durum morarma olarak görülür. Endişelenecek bir durum yoktur. İğne yerine soğuk uygulama yaptığınız takdirde yaklaşık 15 gün içerisinde morarmanın yavaş yavaş dağıldığını görürsünüz.

Bayılır mıyım?

Kan bağışı esnasında veya ilk yarım saat içinde nadiren baş dönmesi, mide bulantısı ve baygınlık hissi gibi şikâyetleriniz olabilir. Kan bağışından sonra, dikkat edilmesi gereken noktalara uyduğunuzda bu sorunları yaşamayacaksınız. Bağış sonrası; kan bağışı yatağında bir süre dinlenmeniz gerekir (yaklaşık 10 dakika). Hemen kalkmamalısınız. Sıvı eksikliğinin tamamlanması için ikram edilen meyve suyunu içmelisiniz, gün içinde bol sıvı almalı ve bir sonraki öğünden önce alkol almamalısınız (alkol vücudumuzda sıvı kaybına sebep olur). Bunlara dikkat ettiğiniz halde rahatsızlık hissederseniz; bir yere uzanarak veya başınızı iki dizinizin arasına alacak şekilde oturarak dinlenmelisiniz.

Hangi aralıkla kan bağışlayabilirim?

Sağlıklı bireyler için; bağış aralığı 90 günde birdir. Ülke güvenli kan ihtiyacının karşılanabilmesi için düzenli kan bağışı gerekmektedir. Kanın güvenilirliği açısından sürekliliği ve izlenebilirliği ancak düzenli bağış ile mümkündür. En güvenilir kan ile hayat kurtarılması ancak gönüllü, bilinçli, karşılık beklemeksizin ve düzenli bağışlarınız ile mümkündür.

Kan ihtiyacım olduğunda neden kan bulamıyorum?

Kan bağışlamalarına rağmen kan merkezinde ihtiyaç olduğunda hastaları için kan bulamamak insanlarda olumsuz düşünceler oluşturmaktadır. Bu sıkıntının yaşanmasını bizde istememekteyiz. Bu bilinçle biz de Türkiye’nin online kan bankasının kurulabilmesi için çalışmaktayız. Bağışlanan kan özel ısı koşullarında kısa sürelerde saklanmaktadır. Bir hasta için genellikle birden fazla ünite kana ihtiyaç duyulmaktadır. Bu durumda bir hasta için ihtiyaç duyulan kanın birden fazla bağışçıdan temin edilmesi gerekmektedir. Yeterli kan bağışçısı kazanıldığında bu sıkıntının önüne geçilecektir.

İşyerimizde veya sosyal paylaşım sitelerinde bir grup oluşturduk, ihtiyaç olduğunda birbirimize kan veriyoruz. Kana ihtiyaç duyan başka insanlara da yardımcı oluyoruz.

Etkin bir çözüm gibi görülen bu yöntem aslında kısa vadeli bir çözüm olup, ülke güvenli kan ihtiyacının karşılanmasında etkin bir yöntem değildir. Ulusal kan hizmetleri organizasyonlarının kurulması ile hasta ve hasta yakınlarının kan bulma, ücret ödeme ve uygun olmayan ısı koşullarında hastanelere ulaştırma gibi yaşadıkları sıkıntılar ortadan kaldırılacaktır. En uygun olanı ihtiyaç anında uzanılacak bir elin bulunmasıdır.

Yakınıma kan ihtiyaç olduğunda kan bağışlayacağım.

Dünya Sağlık Örgütü'nün raporuna göre replasman (kana kan, yerine koyma, zorunlu kan bağışı, aile kan bağışçıları) olarak tanımlanan bu yöntemin güvenilirliği düşüktür. Ülke güvenli kan ihtiyacının etkin bir şekilde karşılanması bu şekilde mümkün değildir. Kan bağışçısı yakını için kan bağışlamayı beklemektedir. Belki de yakınına hiç kan ihtiyacı duyulmayacaktır. Hastası için kan veren aile kan bağışçıları yaşanan sıkıntının stresi ve baskısı ile kan vermekte, kana engel teşkil edebilecek durumlar gizlenebilmektedir. Bağış öncesi muayenede engel olabilecek bir durum tespit edildiğinde ise yaşanan stres daha da artmaktadır. En uygun olanı o anda testleri tamamlanmış kullanıma uygun kanın hazır olmasıdır.

Kanım hangi durumlarda imha edilir?

Bağışlanan kanlar, uluslararası standartlarda işlemden geçirilerek üç bileşene ayrılmaktadır. Her damlasına kadar etkin bir şekilde kullanılabilmesi için hizmet verilmektedir. Uygulanan serolojik testlerde hastalık tespit edildiğinde veya son kullanma tarihi geçtiğinde kan imha edilmektedir. Ancak temin edilen kanların çoğu, alınmalarını izleyen ilk hafta içinde hastalara kullanılmaktadır. Kan merkezlerimiz birbirleri ile koordineli olarak çalışmaktadır. Kanın kullanım süresi içinde; kan ihtiyacının fazla olduğu illere, diğer illerden ihtiyaç fazlası kanların, uygun koşullarda hava ve karayolu ile taşımacılığı gerçekleştirilerek imhanın önüne geçilmektedir.

Sık görülen kan gruplarına ihtiyaç az mıdır?

"Benim kan grubum çok bulunan bir grup, ihtiyaç yoktur" düşüncesi toplumumuzda sık görülmektedir. Kan gruplarının sıklığına göre orantılı olarak hastalara kullanılan kanın gruplarında da ihtiyaç yoğunlaşmaktadır. Bağış konusunda duyarlılık oluşmadığı ve bu şekilde düşünüldüğü zaman en sık bulunan kan gruplarında bile ihtiyaç artmaktadır.

Kan bağışı bağımlılık yapar mı?

"Bir kez kan verdikten sonra hep kan vermek zorunda kalır mıyım ?" Bu tür inanışlar halk arasında oldukça yaygın olmakla birlikte bilimsel bir dayanağı yoktur. Genellikle, kandaki hemoglobin düzeyi yüksek olan kişilerde, bu duruma bağlı olarak gelişen bazı şikayetlerin kan bağışı sonrasında hafiflediği görülür. Ancak, kan seviyesi yükseldiğinde aynı süreç yinelenir ve bu kişiler kan verme gereksinimi duyarlar; bu durum halk arasında kan vermenin bağımlılık yaptığı inancına yol açmış olabilir. Kan seviyesi normal olan kişilerde bu tür şikayetler oluşmaz.

Kan bağışlarken bana AIDS bulaşır mı?

Kan bağışlarken size herhangi bir hastalığın bulaşması mümkün değildir. İğneler steril olup, size kullanıldıktan sonra torbadan özel bir cihazla ayrılıp imhaya gönderilir. Bu iğneler torbaya birleşik üretilmektedir. İğnenin kapağı açıldıktan sonra tekrar takılması ve iğnenin başka bir kişiye kullanılması mümkün değildir.

Bağışlanan kana hangi testler yapılıyor?

Bağış olarak alınan her kan aşağıdaki testlere tabi tutulur: - Anti-HIV Testi (AIDS) - Anti-HCV Testi (C sarılığı) - HBsAg Testi (B sarılığı) - Sifiliz (Frengi) Testi - Kan grubu testi

Tarama test sonuçlarım bana bildirilecek mi?

Eğer sonuçlarınız negatif(-) bulunmuşsa size herhangi bir bildirimde bulunulmayacaktır.

Tarama test sonuçlarım pozitif (+) bulunmuşsa?

Bağışladığınız kana uygulanan tarama testlerinden herhangi birinin pozitif çıkması durumunda size haber verilerek doğrulama testleriniz yapılacaktır. Böyle bir durumda endişelenmek ve paniğe kapılmamak gerekir; tarama testlerinin çok duyarlı olması nedeniyle yanlış pozitiflikler olabilmektedir. Kan merkezlerine çekinmeden geliniz, uzmanlarımız gerekli bilgilendirmeyi yapacaklardır.

Kan nakli sonrası hastalara AIDS bulaşır mı?

Bilindiği gibi Dünya Sağlık Örgütü en güvenilir kanın gönüllü, düzenli, karşılık beklemeksizin ve bilinçli bağışçılardan karşılandığını kabul eder. Vücuda hastalık etkeni ( virüs, bakteri v.b. ) girdikten sonra; hastalık etkeni ve bu etkene karşı savaşan hücreler (akyuvar ve akyuvarlar tarafından yapılan antikorlar) çoğalırlar. Yapılan serolojik testlerde etkenin saptanabilmesi için bu değerlerin belirli bir düzeye gelmesi gerekir. Etkenlerin belirli bir düzeye ulaşması için geçen bu süreye pencere dönemi denir. Her bulaşıcı hastalığın pencere dönemi vardır. Dünyada uygulanan tüm tarama testleri; bu dönemde kişinin vücudunda hastalık etkeni olmasına rağmen negatif çıkar. Bundan dolayı kişinin bilinçlendirilmesi, başından herhangi bir şekilde hastalık etkeninin bulaşabileceği bir durum geçtiğinde, kendini muhtemel pencere dönemi süresince engellemesi ve bağışı ertelemesi gerekir. Bu duruma "kan bağışçısının otokontrolünü sağlaması" denir. Düzenli kan bağışçıları düzenli olarak serolojik testlerden geçmektedir. Eğer bağışlanan kanda hastalık etkeni tespit edilirse kan imha edilir ve düzenli bağışçının bir önceki kan bağışının pencere döneminde olup olmadığı araştırılır. Kanın kullanıldığı hastalar tespit edilir. Hastalardan kan numuneleri alınarak serolojik testler yapılır. Bu durum; sistemin kendi kendini kontrol edebildiğini ve etkin çalıştığını gösterir (hemovigilance). Eğer sistemin düzenli kan bağışçısı ve güvenilir kayıtları yoksa bu durum tespit edilemez. Dünya Sağlık Örgütü'nün en güvenilir ve en düşük riskli kabul ettiği kan; gönüllü, düzenli, karşılık beklemeksizin ve bilinçli bağışçılardan temin edilen kandır. Avrupa ve Amerika' da olduğu gibi ülkemizde de en gelişmiş ve dünya standartlarındaki kan bağışçısı tarama testleri kullanılmasına rağmen, %100 tanı doğruluğu henüz oluşturulamamıştır. En güvenilir yöntem olmasına rağmen kan nakli ile hastalık bulaşma riski mevcuttur. Ancak tanımlanan en düşük risk bu yöntemle temin edilen kanda mevcuttur. Ancak burada bilinmesi gereken en önemli nokta şudur; kan bağışı öncesinde verilen bilgi formunun eksiksiz ve doğru olarak doldurulması hayati önem taşımaktadır. Bu sorulara vereceğiniz samimi cevaplar yapılacak tüm tarama testlerinden daha değerlidir.

Sarılık geçirdim, kan bağışlayabilir miyim?

10 yaşından sonra bulaşıcı (viral) sarılık geçirenler, sarılık B ve C geçirenler hiçbir zaman kan bağışı yapamazlar.

İlaç kullanıyorum kan bağışlayabilir miyim?

Bazı ilaçlar kan bağışı için engel oluşturabilir. Lütfen kullandığınız bütün ilaçları kan bağışı öncesinde muayenenizi yapan kan merkezi doktoruna bildiriniz.

Bazı hastalıklarda kan bağışlamanın, hastalığın şifaya kavuşması açısından yararlı olduğu söyleniyor bu doğru mu?

Hastaların kanının akıtılması çok eski çağlardan beri çeşitli toplumlarda bir tedavi şekli olarak kullanılmıştır. Günümüzde kan alımı; bazı hastalıkların, tedavisi için değil ama hastanın şikayetlerini azaltmak amacıyla çok nadir ve özel koşullarda kullanılabilmektedir. Bu şekilde tedavi amacıyla kan alımı ile kan bağışını karıştırmamak gerekir. Kan Merkezlerinde tedavi amacıyla hastalardan kan alımı yapılmamaktadır! Tedavi amacıyla kan verilmesinin mutlaka doktorunuz önerisi ve ilgili sağlık kuruluşunda yapılması gerektiğini unutmayınız!

Kan bağışladıktan sonra nelere dikkat etmem gerekir?

Kan bağışı günlük yaşantınızın akışında önemli bir değişikliğe yol açmayacaktır. Ancak yine de dikkat edilmesi gereken bazı konular vardır. Kan bağışında bulunulan günde bol sıvı alınmalı, bağışı izleyen 2 saat boyunca sigara kullanılmamalıdır. Araç kullanılacak ise kan bağışı sonrası 30 dakika içerisinde araç kullanılmamalıdır. Kan bağışını takip eden 1 saat boyunca, kan dolaşımı reaksiyonlarının önlenmesi amacıyla uzun süreli ayakta durulmamalıdır. Kan vermiş olduğunuz kolunuza yapıştırılmış olan koruyucu bant 2 saatten önce çıkarılmamalıdır. Kan bağışı yapılan günde aşırı uğraşılarda bulunulmamalıdır. Örneğin; planörcülük, paraşüt sporları, araba ve motosiklet yarışı, dağcılık, dalgıçlık vs. Bağış günü, vücudu aşırı yoran ve sıvı kaybına yol açan aktivitelerden (sauna, spor vb) kaçınılmalıdır. Kan verilmiş olan kolla ilk birkaç saat ağır eşyalar taşınmamalıdır. Bu durum kanamaya yol açabilir. Kan bağışından sonra baş dönmesi, baygınlık hissi olursa yere uzanılmalı veya baş iki dizinizin arasına alınacak şekilde oturulmalıdır. Alkol, ikinci yemek öğününden önce kullanılmamalıdır. Tren makinistleri, ağır yük şoförleri, otobüs şoförleri, ağır iş makinesi operatörleri, vinç operatörleri, pilotlar, işleri gereği portatif merdiven veya şantiye iskelesine tırmanmak zorunda olan kişiler, yer altında çalışan madenciler gibi uzun süre bitkinlik ve yorgunluğa neden olan mesleklere sahip olan kişiler kan bağışında bulunduktan ancak 24 saat sonra bu işleri yapabilirler.

En güvenilir kan nasıl sağlanır?

Dünya Sağlık Örgütü'nün raporuna göre en güvenilir kan; kendi özgür iradesiyle, hiçbir karşılık beklemeksizin, gönüllü, düzenli ve bilinçli kan bağışçılarından sağlanan kandır. Bağışlanan kan; çağın gerektirdiği tarama testlerinden geçirilerek uygun koşullarda hastanelere ulaştırılmalı, transfer aşamasında oluşabilecek hasar engellenmelidir. Ülkemiz için gerekli olan online kan bankası organizasyonunun kurulabilmesi için siz değerli bağışçılarımızın önerilerine ihtiyacımız vardır. Bize her türlü istek ve önerinizi e-posta yoluyla ulaştırabilirsiniz. destek@hayatbank.com

Kan uyuşmazlığı nedir?

Kan uyuşmazlığı anne kanında çocuğun kan grubuna karşı gelişen antikorların çocukta hastalık yapmasıdır. Gerek AB0 gerekse Rh sisteminde anne ile çocuk arasında kan uyuşmazlığı görülebilir. AB0 uyuşmazlığı Rh uyuşmazlığına göre daha sık görülmesine rağmen daha iyi seyreder, sarılık daha ender görülür, çocukta kalıcı hastalık yapma riski daha azdır, nadiren bebeğin kanının değişmesi gerekir. Rh uyuşmazlığı ise daha nadir görülür ancak kötü seyirlidir; sıklıkla sarılık yapar, çoğunlukla bebeğin kanının değişmesi gerekir, iyi tedavi edilemezse kalıcı arazlara yol açar veya ölümle sonuçlanabilir. Rh negatif annenin Rh pozitif çocuğu olursa uyuşmazlık söz konusudur. Rh negatif bir annenin Rh pozitif bir çocuğu olması için baba Rh pozitif olmalıdır. Ancak şu da bilinmelidir ki Rh pozitif bir baba ile Rh negatif bir anneden Rh negatif bir çocuk da doğabilir. Böyle bir durumda uyuşmazlık yoktur. Diğer taraftan annenin Rh pozitif çocuğun Rh negatif olduğu durumda da uyuşmazlık söz konusu değildir. Annenin Rh negatif babanın Rh pozitif olduğu durumlarda gebeliğin dikkatli takibi ile her hangi bir risk olmaksızın sağlıklı bebekler doğar. Gebelik takibinde annenin kanında normalde olmaması gereken anti-Rh (anti-D) araştırılır, bu teste indirek coombs testi denilir. Doğum sonrası bebekte anneden geçen antikorların aranmasına ise direk coombs testi denilir. Tedavide amaç annenin Rh antikorları oluşturmasını engellemektir. Bunun sağlamak için kan grubu Rh negatif ve eşi Rh pozitif olan gebelere 28. haftada anti-D (Rhogam) iğnesi yapılır. Doğumdan sonra bebeğin kan grubu pozitif ise ilk 72 saat içinde yeniden anti-D yapılmalıdır. Düşük, dış gebelik, kürtaj gibi durumlarda da müdahaleyi takiben anti-D yapılır. Sonuç olarak kan uyuşmazlığı şüphesi olan çiftlerin (Rh negatif anne ve Rh pozitif baba) çocuk sahibi olma konusunda endişeye kapılmamaları gerekir; itinalı gebelik takibi ve gerekli tedavi ile normal sağlıklı bebekleri olmaması için hiçbir neden yoktur.

Genel (üniversal) alıcı ve genel ( üniversal) verici ne demektir? Farklı kan grupları birbirine kan

Genel alıcı ve genel verici olarak bilinen kan grupları kan bileşenlerine göre değişiklik göstermektedir. Pratik uygulamada çok acil şartlar söz konusu olmadıkça aynı kan grubunun aynı kan grubu için kullanılması prensibi benimsenmiştir.